- Yeni Parti Buca İlçe Başkanı Suat Bulut'a Belenbaşı'nda yoğun ilgi
- Yeni Parti Konak İlçe Başkanı Serkan Kalmaz: "Daha güçlü bir Konak için çalışacağız"
- YENİ Partili Akdoğan: 15 milyon öğrenciye ücretsiz bir öğün sıcak yemek verilsin
- Kuşadası Belediyesi'nden bin 200 öğrenciye kırtasiye desteği
- Catherine Zeta-Jones'tan 26 yıllık evliliğin sırrı!
Hipertansiyonda acil durum işaretleri
Hipertansiyon genellikle belirti vermese de bazı alarm işaretlerini bilmek ve erken harekete geçmek hayat kurtarır…
Kan basıncı çok yüksekse ve göğüs ağrısı, nefes darlığı veya felç belirtileri varsa bu durum ‘hipertansif kriz’ olarak adlandırılır...
‘Hipertansif krizde’ acil müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren ‘’Bu durum kalp krizi, felç veya diğer hayati tehlike arz eden sağlık sorunlarına yol açabilir.
Yüksek kan basıncı değerlerine sahip olan herkes acil tıbbi yardım almalıdır’’ dedi ve şu bilgileri paylaştı:

Prof. Dr. Olcay Özveren
Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin
Hipertansiyon için bazı belirtiler ‘acil durumu’ ifade eder;
- Bulantı
- Kusma,
- Şiddetli baş ağrısı,
- Vücutta uyuşma, karıncalanma,
- Nefes darlığı,
- Konuşmada ve görmede zorluk çekme,
- Bilinç bulanıklığı,
- Göğüs ağrısı gibi belirtiler yaşanması ‘hipertansif krize’ işaret eder. Bu durumda zaman kaybetmeden hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
‘Ben iyiyim’ diyerek ilacı bırakmak büyük hata
Hipertansiyon tedavisi ömür boyu sürer. Bu nedenle ilaçların sürekli olarak kullanılması gerekir. Tedaviden istenilen sonuçlara ulaşılabilmesi için ilaçların hem düzenli hem de doğru dozda ve şekilde kullanılması gerekir. Tansiyon dengelendiğinde ‘Ben iyiyim’ diyerek, ilaç tedavisini yarım bırakmak büyük hatadır. Çünkü ilacın etkisiyle iyilik hâli bir süre devam eder, sonra kan basıncı tekrar yükselir ve hipertansiyonu kontrol etmek zorlaşır.
Bu durum beraberinde böbrek, göz, kalp gibi organlarda komplikasyon riskini artırır.
HiPERTANSiYON-2
KALP
Yüksek tansiyonun en fazla hasar verdiği organlardan biri kalptir. Çünkü artan basınçla birlikte kalp fazla çalışmak zorunda kalır ve kalp hastalıkları gelişebilir. Kalp krizi gelişme riski artar. Kalp kas yapısı kalınlaştığı için kalp zamanla zayıflar ve yetmezlik gelişir. Hipertansiyon kalp ritmini bozduğu için aritmi, aort duvarında zayıflama nedeniyle aort anevrizması için de risk oluşturur.
Kalp, böbrek ve beyin sağlığı için ciddi bir tehdittir
Kontrol altına alınmayan hipertansiyonun hayati risk taşıyan sonuçlar doğuracağı unutulmamalıdır.
BÖBREKLER
Hipertansiyon böbrek damarlarının daral-masına ve sertleşmesine bağlı olarak zaman içinde böbrekler işlevini yerine getirmekte zorlanır. Böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir.
BEYİN
Yüksek tansiyon vücuttaki tüm damar sistemini etkilediği için beyin damarları da etkilenir. En önemli sonuçlarından biri de inme, beyin kanaması gibi hayati tehlike taşıyan durumlardır.
Önlenebilir mi?
Hipertansiyon için yaş, genetik gibi değiştirilemez faktörler olsa da alınabilecek bazı önlemlerle hem gelişimini önlemek hem de hastalığı kontrol altına almak mümkün olabilir.
- Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin: Beslenme hipertansiyon kontrolünde en önemli adımlardan biridir.
- Tuz tüketimini mutlaka sınırlayın: Mümkün olduğu bol tuz içeren hazır gıdalardan uzak durun.
- Akdeniz tarzı beslenin: Sofranızda mümkün olduğunca sebze, meyve, tam tahıllar, balık-tavuk gibi gıdaların yer almasına özen gösterin.
- Hazır gıdalardan uzak durun: İşlenmiş gıdalar, hazır yiyecekler gibi trans ve doymuş yağ içeren gıdaları tüketmeyin.
- Potasyum alın: Kan basıncını dengelemeye yardımcı olduğu için, muz, ıspanak, avakado gibi potasyum zengini gıdalar tüketin.
- Egzersiz yapın: Yaşınıza, genel sağlık durumunuza göre düzenli yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi egzersizler yapın.
- Alkol ve sigara kullanmayın: İkisinden de uzak durun ve kullanılan ortamlarda da bulunmaya çalışın.
- Stresinizi yönetmeye çalışın: Bunu sağlamak için kendinizi rahatlatacak doğada yürüyüş, nefes egzersizleri gibi aktiviteler yapın.
- Sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin: Hem varsa kronik hastalıklarınızı hem de tansiyonunuzu kontrol altında tutmak için düzenli kontrole gidin.
Çocuklarda ve gençlerde de yaygın
Sadece yetişkin hastalığı olduğu sanılan hipertansiyon aslında gençler ve çocuklarda da gözleniyor. Üstelik son yıllarda görülme sıklığında da artış gözleniyor.
İşte nedenleri
Genetik yatkınlık: Ailesinde hipertansiyon olan çocukların bu anlamda risk altında olduğu söylenebilir.
Sağlıksız beslenme ve obezite: Çocuk ve gençlerin beslenme alışkanlıkları, yüksek tuz tüketimi, fast food alışkanlıkları, lifli ürünlerden zayıf beslenme alışkanlığı kilo aldırıp; hipertansiyon riskini artırır.
Fiziksel aktivite eksikliği: Ne yazık ki özellikle son yıllarda çocuk ve gençlerin ekrana bağımlı yaşamları daha az hareket etmelerine neden olmaktadır. Bu durum hem kilo artışına hem de tek başına hiper-tansiyona yol açabilir.
Bazı hastalıklar ve stres: Ayrıca, böbrek hastalıkları, hormonal bozukluklar gibi bazı hastalıklar, sınav kaygısı ya da aile içi sorunlar gibi stres artırıcı etkenler de kan basıncını yükseltir.
İlaç direnci gelişebilir
Düzensiz ilaç kullanımı ilaç direnci gelişmesine de neden olabilir. Zamanla tedaviye yanıt azalacağı için çok daha güçlü ilaçlar kullanmak durumunda kalınabilir.
Felce davetiye çıkarır
Hipertansiyon ilaçlarının aniden bırakılması ya da düzensiz kullanımının yaratabileceği risklerden biri de hipertansif krizlerdir. Bu durum hipertansiyonun tehlikeli şekilde yükselmesine ve buna bağlı felç, kalp krizi gibi çok daha ciddi tablolara neden olabilir.
sözcü
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Kadınlar neden erkeklerden daha fazla migren atağı geçiriyor?
Dünya genelinde 1 milyardan fazla insanı etkileyen migren, kadınlarda erkeklere kıyasla üç kat daha fazla görülüyor. Uzmanlar, hormonal dalgalanmaların yanı sıra stres, uyku düzensizlikle...
Uzmanından ailelere 'uyku düzeni' uyarısı
Tatil döneminde geç saatlerde yatmaya alışan çocukların uyku düzeninin okul başlamadan bir anda değiştirilmemesi gerektiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi A...
Araştırma: Kahvaltı saati yaşam süresini etkiliyor
ABD'de 31 binden fazla yetişkinin verileriyle yapılan kapsamlı bir araştırma, ilk ile son öğün saatlerinin yaşam süresi ve kalp damar sağlığı ile doğrudan bağlantılı olabileceğini ortaya ...
'Mucizevi bir besin ve karışım yok'
Doç. Dr. Çağlar Özmen, halk arasında kalp damarlarını açtığı ve tansiyon ile kolesterolü düşürdüğüne inanılan sirke, sarımsak özü, limonlu su ve çörek otu gibi besinlerin ilaç yerine kull...
'Rafine karbonhidrat ve şeker tüketimine' dikkat!
Rafine karbonhidrat ve şeker tüketiminin cilt sağlığı üzerinde etkili olabileceğine dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Esra Deniz Göde, “Rafine karbonhidratların aşırı tüketimi kan şeker...
Aralıklı orucun faydaları abartılıyor mu?
Popülaritesi hızla artan aralıklı orucun sağlık üzerindeki etkilerine dair yapılan araştırmalar, insanlardan alınan veriler ile hayvan deneyleri arasında ciddi çelişkiler olduğunu ortaya ...
Karıncaların küçük beyinlerinin büyük sırrı
İnsanlar uzun uzun düşünebilme yeteneğine sahip olsa da bu her zaman doğru kararlar almamızı sağlamıyor. Karıncalar ise küçücük beyinlerime rağmen karmaşık sorunları çözerek son derece et...
'Biraz daha büyüsün' demeyin
Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, çocukların gelişim hızlarının farklı olabileceğini ancak hareket, denge, oyun ve günlük yaşam becerilerindeki belirgin farklılıkların göz ardı edilmem...
Sosyal medyadaki vitrin beden algısını ve tatil huzurunu tehdit etmeye başladı
Yaz sezonuyla birlikte sosyal medyada artan tatil, manzara ve fit beden paylaşımları, bireyler üzerinde belirgin bir psikolojik baskı yaratıyor. Dijital mecralarda sürekli idealize edilmi...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Catherine Zeta-Jones'tan 26 yıllık evliliğin sırrı!
Hollywood'un uzun soluklu evliliklerinden birine imza atan Catherine Zeta-Jones, meslektaşı Michael Douglas ile 26 yıldır süren birlikteliklerinin sırrını açıkladı. Bir dönem yaşadıkları ...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Kadınlar neden erkeklerden daha fazla migren atağı geçiriyor?
Dünya genelinde 1 milyardan fazla insanı etkileyen migren, kadınlarda erkeklere kıyasla üç kat daha fazla görülüyor. Uzmanlar, hormonal dalgalanmaların yanı sıra stres, uyku düzensizlikleri ve rutin değişikliklerinin atakları tetiklediğini vurguluyor.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.