Yukarı
455742

10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nın 11'inci yılı... Yaşamını yitirenler anılıyor

10 Ekim 2026 12:17

Türkiye tarihinde en çok sivil ölüm gerçekleşen saldırı olan Ankara Gar Katliamı'nın 11'inci yılı dolayısıyla anma töreni düzenlendi. Demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri, yurttaşlar ve katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin katıldığı anma kapsamında Ulus Metrosu'ndan Ankara Garı önüne yürüyüş gerçekleştirildi.

‘Emek, Barış ve Demokrasi’ mitingine IŞİD tarafından gerçekleştirilen ve 104 kişinin yaşamını yitirdiği, 500’ün üzerinde insanın yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçti.

Katliamda yaşamını yitirenleri anmak için Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve 10 Ekim Barış Derneği (10 Ekim-Der) çağrısıyla Ankara'da bir araya gelenler Ulus Metro çıkışında buluştu.

Anmaya YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, YENİ Parti milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Mahir Başarır, DEM Partili milletvekilleri, Mehmet Rüştü Tiryaki, Saruhan Oluç ve Öztürk Türkdoğan da katıldı.

Demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri, yurttaşlar ve katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yer aldığı kortej Ulus Metrosu'ndan Ankara Garı önüne yürüdü.

SAYGI DURUŞU GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Kortejin Ankara Garı önüne ulaşmasının ardından saat 10.04’te yaşamını yitirenler için saygı duruşu gerçekleştirildi. Saldırıda katledilen 104 yurttaşın isimleri tek tek okundu.

Sayı duruşunun ardından DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve 10 Ekim-Der tarafından yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"11 yıl önce, 10 Ekim 2015'te bu ülkenin dört bir yanından; savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeğimizin hakkını, baskıya karşı demokrasiyi savunmak için Ankara Garı önünde buluştuk.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak çağrısını yaptığımız “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için bir aradaydık.

IŞİD'in gerçekleştirdiği çifte bombalı saldırı sonucunda 104 arkadaşımızı, yoldaşımızı, canımızı yitirdik. 500'den fazla arkadaşımız yaralandı. Aradan 11 yıl geçti; acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ilk günkü kadar diri.

"UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ"

10 Ekim, yalnızca bir katliam değildir. Bu katliam; bu topraklarda barışı kalıcı kılmak isteyenlere, savaşın değil müzakerenin, silahın değil diyaloğun egemen olmasını isteyenlere yönelik alçakça bir saldırıdır. Aynı zamanda emeğinin hakkını isteyen, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen herkesin iradesine yönelmiş bir saldırıdır.

O gün katledilenler, savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için oradaydı. Onlar biliyordu ki barış, yalnızca silahların sustuğu bir çatışmasızlık hâli değildir; adaletin, eşitliğin ve bir arada kardeşçe yaşama iradesinin adıdır. Demokrasinin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal adaletin tesis edilmediği bir barış, eksik ve kırılgan bir barıştır. Bizler, 10 Ekim’de yitirdiğimiz canların barış ısrarının takipçisiyiz.

Ülkemiz bugün, onlarca yıldır süren bir çatışmanın sona ermesi için yeniden tarihî bir eşiğin önündedir. Silahların bırakılması ve çatışmaların durması yönünde atılan adımları ülkemizin demokratik geleceği açısından önemsiyoruz. Ancak çok iyi biliyoruz ki; gerçek ve kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla kurulamaz. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kuruluşundan bu yana taşıdığı temel ilke, barış umudunun gerçeğe dönüşmesinin yolunu ortaya koymaktadır: “Evrensel ve kalıcı bir barış ancak sosyal adalet temeline dayanır.”

Kürt sorunu özelinde kalıcı barış, inkâr ve güvenlik politikalarıyla değil; demokratik siyaset zemininde, eşit yurttaşlık ve temel haklar temelinde mümkündür. Barış, sadece bir güvenlik meselesine indirgenemez; barış, demokratik ve eşitlikçi bir toplumun inşa sürecidir. Bu sürecin kapsayıcı olması ve toplumun tüm kesimlerinin iradesine dayalı yürütülmesi gerekmektedir. Bizler bir arada, eşit, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız bir düzeni kurmak; kalıcı ve onurlu barış için mücadelemizi sürdüreceğiz.

"DEMOKRASİ İÇİN ORADAYDIK, DEMOKRASİ İÇİN MÜCADELEDEYİZ"

10 Ekim 2015’te katledilenler demokrasi için oradaydı. Düşünce ve ifade özgürlüğü için; örgütlenme ve toplanma hakkı için; farklı kimlik ve inançların bir arada, eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmesi için oradaydı. Katliamın, en kitlesel ve demokratik eylemlerden birinde, barış çağrısının en gür yükseldiği anda gerçekleşmiş olması tesadüf değildir. 10 Ekim Katliamı emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturma girişimidir.

Bugün halk hızla yoksullaşırken, gelir dağılımı adaletsizliği artarken, emekçiler açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilirken, itiraz eden herkesin terörle, düşmanlıkla yaftalandığı bir düzen kurulmak istenmektedir. İşte tam da bu yüzden 10 Ekim'de katledilenlerin savunduğu demokrasi talebi, bugün daha güncel ve daha acildir.

İktidar, toplumsal rıza üretemediği için demokrasinin ve hukukun en temel ilkelerini ayakları altına almakta, baskıyı artırmaktadır. Halkın iradesine karşı kayyum politikaları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden alınması bir yönetim biçimine dönüşmüştür. Kadınlar, gençler, LGBTİ+'lar ve bu ülkede makbul sayılmayan tüm kimlikler, sistematik bir ötekileştirme, nefret ve baskı politikasıyla karşı karşıyadır.

Gazetecilerin, siyasetçilerin, öğrencilerin tutuklanması; sendikal faaliyetlerin, basın açıklamalarının, hatta sosyal medya paylaşımlarının bile suç sayılması; grevlerin yasaklanması, üniversitelerin susturulması, dijital sansürün yaygınlaşması bir aczin göstergesidir.

Biz biliyoruz ki; demokrasi, sandıktaki seçime indirgenemez. Demokratik ortam; konuşabildiğimiz, örgütlenebildiğimiz, itiraz edebildiğimiz, farklı kimliklerimizle eşit ve özgürce var olabildiğimiz bir düzendir. Ancak bugün demokrasiye yönelik müdahaleler en ufak bir itirazı bile bastırmaktan seçme ve seçilme hakkımıza kadar uzanmıştır.

"ADALET HÂLÂ TECELLİ ETMEDİ"

10 Ekim Katliamı’nın ardından 11 yıldır adalet arıyoruz. Yargılama süreçlerinde faillerin bir kısmı cezalandırılmış olsa da bu katliamın arkasındaki asıl sorumlular korunmaktadır. Katliam göz göre göre gelmiştir. Tüm istihbarat bilgilerine rağmen önlem almayanlar, güvenlik bürokrasisindeki ihmaller, katliama giden yoldaki denetimsizlik ve sorumsuzluklar ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek sorumlular yargılanmamıştır. Bu nedenle vicdanlar rahat değildir. 10 Ekim davasında adalet sağlanmamıştır.

Daha vahimi, katliamın ardından siyasi iktidar; idari, siyasi ve hukuki bütün süreçlerde kendi kusurunu ve sorumluluğunu reddeden bir tutum izlemiştir. Bu tutum yalnızca geçmişte yaşanan bir katliamın sorumluluğundan kaçmak değildir; aynı zamanda geleceğe ilişkin son derece ağır bir itiraftır. Başkentin ortasında, izinleri alınmış bir mitingde 104 insanın katledilmesinde dahi sorumluluk üstlenilmiyorsa, bunun anlamı açıktır: Yarın bu ülkenin herhangi bir kentinde, herhangi bir mitingde, yürüyüşte ya da demokratik eylem alanında benzer bir katliam yaşanabilir, yurttaşların can güvenliği sağlanamayabilir ve siyasi iktidar bir kez daha “Bizim kusurumuz yok” diyebilir. İşte 10 Ekim’deki bu tutum, yalnızca geçmişin üzerini örtmek değil; gelecekte yaşanabilecek benzer katliamlar karşısında da sorumluluk üstlenmeyeceğini ilan etmektir.

"SÖZÜMÜZÜ YİNELİYORUZ: 10 EKİM'İ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!"

11 yılın ardından kaybettiklerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Uğruna can verdikleri emek, barış ve demokrasi mücadelesini büyütme kararlılığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.

Barış, bizim için bir slogan değil; eşit, özgür ve bir arada yaşama arzumuz, her saldırıda yeniden savunduğumuz bir yaşam biçimidir. Demokrasi, bizim için yalnızca bir yönetim biçimi değil; hepimiz için adalettir; hepimizin için şiddetsiz, eşit ve özgürce bir arada yaşamdır.

Katliamın tüm sorumlularının açığa çıkarılması ve ihmali olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması için yürüttüğümüz adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye'yi mutlaka kuracağız.

Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz!"

ÖZGÜR ÖZEL: TÜRKİYE BÜYÜK BİR DEHŞET DÖNEMİ YAŞADI

Anma törenin ardından söz alan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, katliamın önünü açan büyük ihmalin yaşandığını ancak kamu görevlilerinin korunduğunu söyledi.

Katliamın gerçek sorumluları ortaya çıkana kadar sürecin takipçisi olmaya devam edecekelerini vurgulayan Özel, "Bu işin peşini bırakmamaya, bu büyük katliamın gerçek sorumlularının ortaya çıkmasına ve hesap vermesine kadar bu işin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybeden 104 kişinin hatırası önünde bir kez daha eğiliyoruz"

"KARANLIK SAYFALARININ TEKER TEKER AÇIĞA ÇIKARILMASI LAZIM"

Özel, şu ifadeleri kullandı:

“7 Haziran’da iktidarın tek başına iktidarı kaybettiği günden seçimlerin tekrar edildiği güne kadar Türkiye’ye büyük bir kaos, bir terör dönemi, bir dehşet dönemi yaşatıldı. O dönemin karanlık sayfalarının teker teker açığa çıkarılması lazım. Ancak bunun için bunun üstünü örtenlerin, hatta o gün katliamı yapan ve bir yıldır izlenen IŞİD hücresinin Ankara’ya kadar tek bir engelle, aramayla karşılaşmadan adeta önüne bir koridor açılarak geldiği ve daha sonraki resmi raporlarda bile en basit deyimi ile büyük bir ihmalin yaşandığı, adeta katliamın önünün açıldığı sürecin sorgulanması gerekiyor. Ama bugün bu sorgunun yapılmasını değil, aksine kamu görevlilerinin korunmasını ortaya koyan bir sürecin içindeyiz. Bu, bugünkü iktidarın tercihi. İktidar değiştiği gün açılacak ilk dosyalardan birisi, yapılacak ilk takiplerden birisi budur.” 

“ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMEYE ÇALIŞILDIĞI GÖRÜLÜYOR”

Bu katliama yönelik olarak zamanaşımının olmaması için bunun insanlığa karşı bir suç olarak kabul edilmesi ve yargılamanın öyle yapılması lazım. Bu konuda Yargıtay’ın bir kararı var, bir cezalandırmayı bu yönde bozmuştu. Mahkeme o bozulan, o dosyası bozulan ve 16 yıl ceza alan kişiye 101 kere müebbet hapis verdi. Ama döndü, insanlığa karşı suçtan yargılamayı reddetti. Bu da zamanaşımının çağrıldığını ve bundan 4-5 yıl sonra, çeşitli suçlar için örneğin bazı kamu görevlileri için 1 yıl sonra, bazıları için 4 yıl sonra, toplam 5 yıl sonra bir zamanaşımı sürecinin davet edildiğini ve bu işin tamamen üstünün örtülmeye çalışıldığını gösteriyor.

Biz ilk gün, olay olduğu anda buradaydık, üç gün boyunca Adli Tıp’taydık. Cenazelerdeydik, taziyelerdeydik. O günden bugüne de tüm mahkemelerdeyiz. Hem yargı sürecini takip ediyoruz, hem de anmalarda her yıl yıldönümünde olduğu gibi bugün de buradayız. Bu işin peşini bırakmamaya, bu büyük katliamın gerçek sorumlularının ortaya çıkmasına ve hesap vermesine kadar bu işin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybeden 104 kişinin hatırası önünde bir kez daha eğiliyoruz. Allah rahmet eylesin. Sağlıklarını kaybedenler, uzuvlarını kaybedenler var. Onların acılarını ve güçlüklerini bir kez daha paylaşıyoruz. Acımız ortak, mücadelemiz ortak. Sonuna kadar da yanlarında olmaya devam edeceğiz.”

cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Ataşehir’de tartışmalı seçim: Serdar Orhan'dan ilk açıklama

Ataşehir Belediyesi’nde CHP ve YENİ Parti gruplarının katılmadığı başkan vekilliği seçiminde, Cumhur İttifakı’nın adayı Serdar Orhan 18 oyla göreve seçildi. Seçim sırasında İlçe Seçim Kur...

"Bölgesel istikrarı hedef alan terör eylemleri asla kabul edilemez"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve Abha'daki havalimanlarına düzenlenen saldırıları kınayarak, "Bölgesel huzur, güvenlik ve istikrarı doğrudan hedef alan bu...


Savcı karara itiraz etti: İsmail Saymaz ve Murat Ağırel'e ev hapsi kararı!

Gazetemiz yazarı Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağı ve imza atma şeklinde adli kontrol şartı, savcılığın itirazı üzerine ev hapsine çevrildi. Adalet B...

AKP'den yeni transfer sinyali: Sırada bir büyükşehir var

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, partiye yeni katılımların olacağını belirterek “Sırada bir büyükşehir var. En kısa sürede inşallah göreceğiz” dedi. AKP Genel Başkan Yardım...


Öcalan ve İmralı’daki 5 hükümlü aileleriyle görüştü

Asrın Hukuk Bürosu, Abdullah Öcalan'ın bugün İmralı Adası'nda aile üyeleri Havva Elçin, Ömer Öcalan ve Hacı Aydın Öcalan ile görüştüğünü açıkladı. Asrın Hukuk Bürosu tarafından yapılan aç...

PTT, 186 yıllık tecrübesiyle dijital dönüşüme odaklanıyor

Uraloğlu, 9 Ekim Dünya Posta Günü ve UPU'nun 152. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Anadolu Ajansı muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin 1874 yılında 22 ülkenin katılımıyla kuru...


MHP lideri Bahçeli, İmralı heyetiyle görüştü

Devlet Bahçeli'nin Meclis'teki makamında gerçekleşen görüşmede, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol da yer aldı.

CHP'den YENİ Parti ve DEM Parti'ye 'TTB' için ortak aday çağrısı

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, fon soruşturması nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i de istifaya çağırdı. Sarı, 15 Ekim'de yapılacak Türkiye Belediyeler Birliği başkan vekilliği se...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Özcan Deniz’in Eşi Samar Dadgar’ın Acı Günü

Şarkıcı Özcan Deniz’in eşi Samar Dadgar’dan üzücü haber geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Dadgar, 3 yaşındaki yeğeni Liam’ı kaybettiğini duyurdu. Acılı gününde kendisini aray...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Cinsel yolla bulaşan ishal yayılıyor!

Shigella bakterisinin cinsel yolla bulaşma oranı giderek artıyor. Kanlı ishal, karın ağrısı ve ateşe neden olan enfeksiyonun antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesi, uzmanları endişelendiriyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR