Yukarı
451306

Devlet Tiyatroları’nın günlük ücretli sanatçıları, kadro istiyor

20 Temmuz 2026 08:00

Devlet Tiyatroları bünyesinde “günlük ücretli” olarak çalıştırılan yüzlerce sanat emekçisi tarafından uzun süredir beklenen 12. yargı paketi yasalaşsa da sanatçıların kalıcı istihdam (4/B) talebi pakete dahil edilmedi.

Devlet Tiyatroları bünyesinde turnelerden büyük prodüksiyonlara kadar kurumun yükünü sırtlayan ancak “günlük ücretli” olarak çalıştırılan yüzlerce sanat emekçisinin aylardır umutla beklediği 12. yargı paketi yasalaştı. Ancak sanatçıların kalıcı istihdam (4/B) talebi pakete dahil edilmedi. Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin emsal kararına ve muhalefetin son aylarda peş peşe verdiği soru önergelerine karşın sanatçılar bir kez daha güvencesizliğe mahkûm edildi.

Sanatçılar, siyasi partiler ve milletvekilleri aracılığıyla seslerini duyurarak 657 Sayılı Kanun’un Ek-8 maddesi kapsamındaki “bir yıldan az süreli” güvencesiz çalışma sistemine son verilmesini talep ediyordu.

Mevcut sistemin getirdiği güvencesizliği anlatan sanatçılar durumlarını şu sözlerle anlatıyor: “Sözleşmelerimiz altı aylık periyotlar halinde düzenlenmekte olup bu sözleşmelerin yenilenmesi tamamen idarenin takdirine bırakılmıştır. Bu durum, fiilen kesintisiz bir çalışma söz konusu olsa dahi hukuki olarak süreklilik arz eden bir istihdam güvencesi sağlamamaktadır. Fiilen kamu hizmeti sunmamıza karşın, düzenli bir çalışma sistemi ve temel geçim güvencesinden yoksun biçimde görev yapmaktayız.”

Süreç boyunca muhalefet milletvekilleri sene başından bu yana Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevaplaması istemiyle çok sayıda soru önergesi verdi. 2019 ve 2022 yıllarında benzer üretim süreçlerindeki meslektaşlarına tam zamanlı kadro (“yıllık sözleşmeli sanatkâr memur”) verilirken aynı sahnede yan yana oynayan 600’den fazla sanatçının neden dışlandığı Meclis çatısı altında defalarca soruldu. Yasanın bu haliyle “eşit işe eşit güvence” ilkesinin zedelendiği vurgulandı.

GELİR DÜZENSİZLİĞİ 

Mevcut Ek-8 sisteminin getirdiği ekonomik açmazı doğrudan yaşayan sanatçılar, günlük ücretlerinin 1480 TL olduğunu ancak bu rakamın yanıltıcı bir güvence sunduğunu belirtiyor. Sistem gereği yalnızca prova, temsil veya etkinlik günlerinde ödeme yapılması, sanatçıları aydan aya değişen bir gelir adaletsizliğiyle karşı karşıya bırakıyor.

Sanat emekçileri içinde bulundukları çaresizliği şu verilerle özetliyor: “Günlük ücretimiz 1480 TL olarak belirlenmiş durumda ancak her gün çalışma imkânımız yok. Bu sistemin doğası gereği her an sahneye çıkamıyoruz; bazı aylar içinde bulunduğumuz oyunlar hiç oynanmıyor veya oyun sayıları çok az oluyor. Bu yüzden bir ay 30 bin TL kazanabilirken bir sonraki ay elimize sadece 5 bin TL geçebiliyor. Bu korkunç gelir düzensizliği bizde sürekli bir geçim kaygısı ve gelecek endişesi yaratıyor. Bu çalışma sistemi artık sürdürülebilir değil, insanca yaşayabilmek ve yarınımızı görebilmek için acilen 4/B tam zamanlı sözleşmeli statüye geçmek istiyoruz.”

 

Haftanın beş günü, günde çift temsil ve yoğun turne programlarıyla işleyen bu devasa yapının yükünü, kurumun yükselen yaş ortalaması nedeniyle kadrolu sanatçıların tek başına sırtlaması imkânsız.

GÜNÜBİRLİK İŞLER 

Genç ve dinamik rolleri, çocuk oyunlarını ve büyük prodüksiyonları birbirine bağlayan yüzlerce güvencesiz sanatçı, kadrosuz bırakılmaları sonucu ek işlere yöneldiklerini dile getiriyor. Oyunların sahnelenmediği yaz aylarında hiçbir geliri ve sosyal güvencesi olmayan sanatçılar, geçinebilmek için kafelerde veya pazarlarda çalışmak zorunda kalıyor.

Boş zamanlarında düzenli bir işe girmek istediklerinde, işyerlerinin talep ettiği sabit çalışma takvimi tiyatronun turne gerçeğine takılıyor. Birden turne yazıldığında işi hemen bırakıp tiyatroya gitmek zorunda kalan sanatçılar için tek seçenek pazarcılık, kafelerde günübirlik garsonluk ya da ağır inşaat işçiliği oluyor.

Hem pazarda hem garsonlukta hem de inşaatta çalıştığı dönemler olduğunu aktaran bir sanat emekçisi, bu durumun mesleki risklerini şu sözlerle paylaşıyor: “Bir sanatçı olarak kendi zihinsel ve fiziksel sağlığımıza, kendimize yatırım yapmamız gerekiyor. Bizim işimiz bir hayli fiziksel bir iş. Sırf geçim endişesinden kaynaklı dışarıda çalıştığım ağır koşullardaki bir ek işte, örneğin yük taşırken belimi sakatlayabilirim. İnşaattaki o sıcakta, ağır çalışma koşulları altında şimdi etkilenmesem bile ilerleyen yaşlarda fiziksel rahatsızlıklar oluşma ihtimali var.”

Ayrı bir eve çıkmanın hayal bile olamadığını söyleyen sanat emekçisi, “Ben ailemle yaşıyorum. Bırakın kendi başıma eve çıkmayı, ailem maddi olarak zor durumda ve onlara destek oluyorum. Aileme destek olmaktan gayet mutlu ve gururluyum. Keşke düzenli bir gelirim olsa da daha çok destek olabilsem ama içinde yaşadığımız tablo böyle. Benim gibi çok arkadaşım var” diye konuşuyor.

Yargı paketi kapısının kapanmasıyla büyük bir hüsran yaşayan sanat emekçileri, buna rağmen geri adım atmaya niyetli olmadıklerini vurguluyor. Meclis kanalıyla çözülemeyen bu kronik sorunun artık doğrudan Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından idari bir tasarrufla çözülmesi bekleniyor.

cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Romantizm dolu bir film gecesi için 5 unutulmaz yapım

Farklı dönemlerde vizyona giren ve izleyicilerin beğenisini kazanan bu yapımlar, romantik sinemanın en dikkat çeken örnekleri arasında bulunuyor. Kimi kahkahalarla, kimi ise dokunaklı hik...

Manisa, 19. Türkiye Tiyatro Buluşması’na Ev Sahipliği Yapacak

19. Türkiye Tiyatro Buluşması, 23-26 Temmuz tarihleri arasında tiyatro severleri birbirinden değerli oyunlar ve özel etkinliklerle Manisa’da buluşturacak. Buluşma, Türkiye’nin dört bir ya...


Christopher Nolan'ın yeni başyapıtı 'The Odyssey' gişeyi salladı

Christopher Nolan'ın Homeros'un ölümsüz destanından uyarladığı yeni filmi "The Odyssey", Kuzey Amerika'da vizyona girdiği ilk günde 50 milyon dolarlık hasılat elde ederek sinemalarda görk...

Sound of Europe Festivali, 5'inci kez Çankaya'da

Avrupa Birliği Yaratıcı Avrupa Programı tarafından desteklenen Avrupa ağlarından Avrupa Birliği Ulusal Kültür Enstitüleri'nin (EUNIC) İstanbul ve Ankara kümelerinin girişimi ile İzmir Büy...


Yavuz Bingöl'den ameliyat açıklaması: Doktoru uçağa binmesini yasakladı

Acil ameliyat olacağını duyurmasının ardından Malatya konserini iptal etmek zorunda kalan ünlü sanatçı Yavuz Bingöl, sağlık durumuna ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Safra kesesinde rahat...

Perküsyon sanatçısı Amy Salsgiver yaşamını yitirdi

İstanbul caz ve çağdaş müzik sahnesinin önemli isimlerinden perküsyonist, besteci ve 2008 yılından beri Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası vurmalı sazlar grup şefliği görevini yürüten ...


Mahir Polat duyurdu: Tevfik Fikret'in tarihi evi Aşiyan restore ediliyor

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Tevfik Fikret'in evi Aşiyan'da İBB Miras tarafından restorasyon çalışmalarının yapıldığını açıkladı. Polat, "Cumhuriyet'e ilham veren o aydınlık...

Bergama Tiyatro Festivali, 7-9 Ağustos tarihlerinde yedinci kez düzenlenecek

Bergama Tiyatro Festivali geçen yıllarda İzmir’e ve ilçeye önemli katkılar sağladı. Türkiye’nin en büyüleyici antik kentlerinin birkaçının aynı bölgede bir bir sıralandığı Bergama’ya fest...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Selda Bağcan'dan Aleyna Tilki paylaşımı: 'İyi ki varsın Aleyna'

Türk müziğinin usta ismi Selda Bağcan, Bodrum'da bir araya geldiği genç meslektaşı Aleyna Tilki ile çekilen fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı. Tilki'nin müziğe olan tutkusunu v...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Yaz aylarında kadın sağlığını tehdit eden gizli tehlike

Havuz sularını dezenfekte etmek amacıyla kullanılan klorun mikropları öldürücü etkisi olduğunu ifade eden Op. Dr. Billur Küpelioğlu, "Ancak klor, aynı şekilde vajina içindeki yararlı laktobasil dengesini de bozabilir. Bu hassas denge bozulduğunda, patojen mikroplar kolayca ürer. Özellikle sentetik kumaştan üretilen mayolar hava almayı olumsuz etkileyerek nemi içeri hapseder. Mayo ıslak kaldığında ise mantar gelişimi için adeta biçilmiş kaftan bir ortam oluşur" dedi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR