- Bülent Ersoy lolita estetiği yaptırdı: İşte Lolita Diva
- Yaz tatilinde çocuklar için ekran uyarısı
- Yatağan Belediyesi: Yatağan Millet Bahçesi'nin Valiliğe devri sonrasında kaybeden Yatağan halkı oldu
- Erişim sorunları yaşanıyor: Instagram ve Facebook çöktü mü?
- Özgür Özel tarih vermişti: 'Yeni Parti' ismiyle marka başvurusu yapıldı
'Siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni halkası'
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bakırhan, CHP’ye yönelik mutlak butlan kararına tepki göstererek, kararın “siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni halkası” olduğunu söyledi. Bakırhan, yargının siyaseti dizayn etme aracı haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Bakırhan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
"Alevi canlarımızın 12 gün sürecek Muharrem Orucu başladı. Muharrem, Kerbela’dan bugüne, zulme karşı direnenlerin ve mazlumdan yana olanların simgesi haline geldi. Bu vesileyle oruç tutan tüm canların lokmalarının ve ibadetlerinin kabul olmasını diliyor; Muharrem Ayı’nın toplumsal barışa, kardeşliğe ve birlikte yaşam umuduna vesile olmasını temenni ediyorum. Tüm canların Muharrem Orucu’nu şimdiden kutluyorum.
İRAN-ABD SAVAŞI
28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta anlaşmaya varıldı. Anlaşmanın hayata geçirilmesi bekleniyor. DEM Parti olarak öncelikle ölüme ve savaşa son veren bu anlaşmayı olumlu karşılıyoruz. Anlaşmanın kalıcı olmasını ve yapıcı gelişmelerle devam etmesini umut ediyoruz. Bölgesel gerilimlerin bu denli yüksek olduğu bir ortamda, toplumsal barışı inşa etmek her ülkenin öncelikli görevidir.
Dışarıda silahları susturan bir devlet, içeride kendi halklarıyla savaş halinde kaldığı sürece gerçek anlamda barışa ulaşmış sayılmaz. Bu nedenle bizim için en güçlü barış, toplumsal barıştır. İran; Kürtlerin, Belucilerin, Azerilerin ve en başta kadınların doğal, meşru ve demokratik taleplerini karşılamalıdır. Kürtlere ve muhaliflere yönelik idamlara derhal son vermelidir. DEM Parti olarak temennimiz, bu anlaşmanın halkların iradesine dayanan, kimseyi dışlamayan, demokratik ve kalıcı bir barışın başlangıcı olmasıdır.
Ortadoğu’nun gerçek huzuru ne büyük güçlerin vesayetiyle ne de içeride otoriterlikle sağlanabilir. Huzur, istikrar ve refah ancak bu toprakların bütün halklarının özgürlüğüyle mümkündür. Bugün bu kürsüde, gündelik siyasetin sığ çekişmelerinden ve anlık hesapların gürültüsünden biraz uzaklaşarak konuşmak istiyorum. Türkiye’nin yaşadığı krizler yalnızca bugünün krizleri değildir. Bu ülkenin sorunları yüzyıldır katman katman birikti.
Ertelendi, bastırıldı, yok sayıldı. Üstü örtülen her mesele, gün geldi daha ağır bir fatura olarak toplumun karşısına çıktı. Bugün ödediğimiz fatura, adeta yüzyılın birikmiş faizidir. Bu fatura bazen ekonomik kriz olarak geldi. Bazen adaletsizlik, bazen şiddet, bazen yoksulluk, bazen de siyasal meşruiyet sorunu olarak karşımıza çıktı. Türkiye bugün bunların hepsini aynı anda yaşıyor. Çünkü bu sistem, ürettiği gerilimi çözmek yerine yönetmeyi seçti. Sorunları iyileştirmek yerine dondurdu. Hakikate yüzünü dönmek yerine onu bastırdı. Ama hiçbir sorun yok olmadı. Derinde büyüdü, çürüttü ve sonunda bütün toplumu kuşattı.
Bizler yıllardır bu ülkede aynı filmi farklı aktörlerle izliyoruz. Muktedir olan kendi hukukunu kuruyor, kendi ötekisini yaratıyor. Ötekine düşmanlık üzerinden iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. Bu döngüsel intikam makinesi ve rövanşist öfke, bu ülkede acı, yoksulluk ve korku üretti. 86 milyon devri sabıklardan bıktı, usandı. Artık zaman devri sabıkların değil, adaleti, eşitliği ve demokratik yaşamı sağlamanın zamanıdır. Türkiye’nin siyasi tarihine bakın. Darbeler, muhtıralar, parti kapatmalar, siyaset yasakları, cezaevine konulan seçilmişler, görevden alınan belediye başkanları, kayyımlar ve yargı eliyle siyasete verilen ayarlarla dolu bir tarih görüyoruz.
Her dönemin dili farklıydı ama refleksi aynıydı. Bu ülkede Kürtler, Aleviler ve sosyalistler hep tehdit sayıldı. Ermeniler, Rumlar, farklı inançlar ve kimlikler tehdit sayıldı. Bir dönem muhafazakârlar, başka bir dönem milliyetçiler dahi tehdit olarak görüldü. Öyle dönemler oldu ki vatan millet diyenler de devrimcilerle birlikte aynı işkencelerden geçti. Devlet aklı, toplumu zenginliğiyle görmek yerine sürekli bir tehdit haritası çizdi. O haritada yurttaş hep şüpheliydi; hak değil güvenlik, çözüm değil bastırma vardı.
"BUGÜN MUHATAP CHP OLABİLİR AMA REFLEKS TANIDIKTIR"
En çok da demokratik siyaset hakkı tehdit sayıldı. Kürt siyasi hareketinin partileri birbiri ardına kapatıldı. HDP’ye yönelik kapatma davası ise hâlâ sürüyor. Ama her kapatmanın ardından halk yeniden sözünü söyledi, yeniden örgütlendi ve yeniden siyaset sahnesine çıktı. Bugün CHP’ye yönelik mutlak butlan kararıyla karşı karşıyayız. Bugün muhatap CHP olabilir ama refleks tanıdıktır. Biz bu kararı bir partinin iç meselesi olarak okumadık. Bu karar, siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni bir halkasıdır.
Dün bu halkaya Kürtler kayyımlarla dahil edildi, bugün ana muhalefet yargı müdahalesiyle dahil ediliyor. Yarın bu halkaya kimin ekleneceği belli değildir. Biz o gün de söyledik: Hukuku sopaya çevirmeyin; bu yanlış bir gün herkesi sarar. Bugün yine söylüyoruz: Yargı, siyaseti dizayn etme laboratuvarı değildir. Mahkeme salonları, halk iradesinin yerine geçirilemez. Hukuk eğilip bükülemez. Adalet Kürt’e ve muhalife başka, iktidara başka işleyemez. Türkiye’nin son yüzyıllık hikâyesine baktığımızda ilginç bir manzarayla karşılaşıyoruz. Dünya değişiyor, ülke değişiyor, iktidarlar değişiyor; fakat birçok temel sorun olduğu yerde duruyor.
Bu nedenle Türkiye’nin son yüzyılı, aynı istasyonlara dönüp duran bir treni andırıyor. Vagonlar değişiyor, yolcular değişiyor, zaman değişiyor; fakat siyaset aynı duraklarda bekleyip duruyor. Peki bu tablonun arkasında nasıl bir mantık var? Türkiye’yi bu hale getiren üç tarz-ı siyaset var: Korku siyaseti, erteleme siyaseti ve tekrar siyaseti. Topluma sürekli bir tehdit anlatıldı, sürekli bir beka meselesi sunuldu ve sürekli yeni düşmanlar üretildi.
Cumhuriyetin ilk yıllarında parçalanma korkusuyla, Soğuk Savaş boyunca komünizm tehdidiyle, 1990’larda Kürt meselesiyle toplum baskı altında tutuldu. Sonrasında irtica, dış güçler, göçmenler ve toplumsal hareketler adı altında tehditler bir türlü bitmedi. Bu tehlikeler listesi uzadıkça uzadı. Korku siyaseti hep devam etti. Kürt anadilini istedi, “Ülke bölünür” dediler. İşçi grev istedi, “Ekonomi zarar görür” dediler. Kadın eşitlik istedi, “Aile bozulur” dediler. Genç özgürlük istedi, “Dış güçler” dediler.
Korku üzerine kurulan siyaset, bu ülkeye güven değil; daha fazla güvensizlik, sefalet ve hukuksuzluk getirdi.
Erteleme siyaseti ise hep “Bugün değil, sonra” dedi. Türkiye’nin devasa sorunları vardı. Her gelen iktidar risk almaktan ve inisiyatif kullanmaktan kaçındı. Hep erteledi. Kürt meselesi ertelendi. Yargı reformu ertelendi. Yerel demokrasi ertelendi. Emekçinin hakkı ertelendi. Ama ertelenen her hak, toplumsal maliyeti daha da artırdı.
Korku ve erteleme siyasetlerinin kaçınılmaz sonucu ise tekrar siyasetidir. Tekrar siyaseti; aynı krizi, aynı cümlelerle ve aynı yöntemlerle yeniden üretmektir. Aynı kaya, aynı yokuş, aynı hüsran. Sisifos’un kayası gibi, Türkiye aynı sorunları tekrar tekrar yukarı taşımaya zorlandı. O kaya her defasında halkların üzerine yuvarlandı. Türkiye bir türlü o kayayı düze çıkaramadı. Korkuya, ertelemeye ve tekrara karşı kurucu demokratik siyaseti savunuyoruz. Bu ülkenin bir çıkış yolu vardır. O yolun adı güçlü demokrasi, bağımsız hukuk, eşit yurttaşlık, emeğin hakkı ve toplumsal barıştır.
DEM Parti olarak ortaya bir öneri seti ve program koyuyoruz. Birincisi, Türkiye gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda bir ortak yaşam sözleşmesidir. Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir. İkincisi, Türkiye’nin en acil ihtiyacı hukuktur. Yargının tek pusulası adalet olmalıdır.
CHP'YE MUTLAK BUTLAN KARARI
Hâkim kürsüsünde kararı veren hukuk mu olacak, güçlü olan mı olacak? İşte demokrasinin sınavı burada başlıyor. Yargı adil ve bağımsız olmalı, temel özgürlükler güvence altına alınmalı, kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda işletilmelidir. CHP’ye yönelik butlan kararında, Kürt siyasetçilerine yönelik davalarda, en başta Kobani kumpas davasında, gazetecilere, sendikacılara ve gençlere yönelik baskılarda aynı hukuk krizinin farklı yüzlerini görüyoruz. Bu kriz çözülmeden ne demokrasi güçlenir ne de toplum rahat nefes alır.
Üçüncüsü, bugün her evin temel ihtiyacı iktisadi adalettir. Ekonomi, eşitlik ve adalet temelinde yeniden kurulmalıdır. Bir ülkede gökdelenler yükselirken çocuklar yatağa aç giriyorsa orada refah değil, derin bir haksızlık ve eşitsizlik vardır. Sendika hakkı, grev hakkı ve toplu sözleşme hakkı anayasal haklardır. Bu haklar kâğıt üzerinde değil, hayatın içinde güvence altına alınmalıdır. İşte demokratik cumhuriyete ulaştıkça hak yerini bulacak, hukuk güçlenecek, eşitlik ve adalet gelecektir.
Bunu sağlamak için kendimize güveniyoruz. 15-16 Haziran İşçi Direnişi’nin mirasını sürdüren işçilere ve emekçilere güveniyoruz. Ezilenlere, siz kıymetli halklarımıza güveniyoruz. Bütün bu çözüm başlıklarının kilidi, Kürt meselesinin demokratik çözümündedir. Bunu açıkça söyleyelim: Kürt meselesi çözülmeden Türkiye’nin demokrasisi de ekonomisi de dış politikası da kalıcı istikrara kavuşamaz. Çünkü bu mesele yalnızca Kürtlerin meselesi değildir. Bu mesele, Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanma meselesidir. Bu mesele, hukukun bütün yurttaşlar için eşit işlemesi meselesidir. Bu mesele, Türkiye’nin kendi halkıyla barışma meselesidir.
Yüz yıl boyunca bu düğüm baskı ve inkârla çözülmeye çalışıldı; düğüm her seferinde daha fazla dolandı. Oysa bu düğümü siyaset çözer. Hukuk çözer. Cesaret çözer. Bugün dünya sarsılıyor. Ortadoğu yeniden şekilleniyor. Enerji yolları, ticaret koridorları, ittifaklar ve sınırlar yeniden tartışılıyor.
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Butlan dosyasında kritik eşik: Yargıtay tedbiri kaldırırsa ne olacak?
CHP’nin “butlan” kararına ilişkin temyiz dosyasının Yargıtay’a ulaşmasının ardından gözler adli tatilde alınabilecek kararlara çevrildi. Emekli Yargıtay Birinci Başkan Vekili Erdal Sanlı,...
TBMM’de bu hafta: En düşük emekli aylığı gündemde
TBMM’de bu hafta, yaklaşık 5,1 milyon emekliyi ilgilendiren en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin de yer aldığı torba kanun teklifi...
Meteoroloji'den hem sıcaklık artışı hem sağanak uyarısı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) hava durumu raporuna göre, Orta ve Doğu Karadeniz'in kıyı kesimleri, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu, Bayburt ve Artvin çevreleri ile Adana ve Osmaniye'nin ...
Seçilmiş il yönetimleri, butlanın CHP örgütlerine etkisini anlattı: ‘Eylem kapasitesi düşürüldü’
CHP’de butlan sonrası görevden alınan il başkanları sokakta “seçilmiş yönetimler” olarak eylemlere katılmaya devam ettiğini belirtiyor. Genel merkezin “Partide kalın” açıklamalarını samim...
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Duyurdu: Sokak Hayvanlarının Yüzde 92'si Barınaklara Kapatıldı
2024 yılında kamuoyunda büyük tartışmalara ve hak ihlali iddialarına neden olan yasal düzenlemenin ardından, sokak hayvanlarının 'toplanılmasına' devam ediliyor. İçişleri Bakanı Mustafa Ç...
CHP'li isimden Ece Güner ve 'Emre Kartaloğlu' açıklaması
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturmada CHP'li isimler Ece Güner ve Emre Kartaloğlu'nun da hedef alınmasına ilişkin "Şimdi anlaşıldı mı bu muamelelerin...
Ahmet Özer'den 'süreç' mesajı: 'Barış için de adalet şart'
Yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, barış sürecini işaret ederek "Barış için de adalet şart. Çünkü barışsız adalet, adaletsiz barış olmaz" paylaşımını yaptı. Görevd...
'Yapılabilmesi ancak 38. Olağan Kurultay delegeleriyle mümkün'
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, "39. Olağan Kurultayın yeniden yapılabilmesi ancak 38. Olağan Kurultay delegeleriyle mümkündür" dedi. CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, "Kamuoyuna ...
Kemal Kılıçdaroğlu, Narin Güran'ın ailesini kabul etti
CHP'den yapılan açıklamaya göre Kılıçdaroğlu, Diyarbakır'da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran'ın babası Arif Güran, ağabeyi Baran Güran ve anneannesi...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Bülent Ersoy lolita estetiği yaptırdı: İşte Lolita Diva
Türk sanat müziğinin unutulmaz isimlerinden Bülent Ersoy, estetik operasyon sonrası yeni görüntüsüyle ortaya çıktı. 74 yaşındaki sanatçı, basın mensuplarıyla yaptığı sohbette hem son hali...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Yaz tatilinde çocuklar için ekran uyarısı
Okulların kapanmasıyla birlikte çocukların daha fazla zamanı telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirmeye başladığını söyleyen Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zorlu, “Kontrolsüz ekran kullanımı çocukların gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Ekranı tamamen yasaklamak çözüm değil. Önemli olan çocuğun yaşına uygun içeriklerle yönlendirilmesi ve ekranın yerine alternatif aktiviteler konulması gerekiyor” dedi.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.