İlhan Cihaner'den MHP'li Feti Yıldız'a açık mektup
Eski Cumhuriyet Başsavcısı ve CHP PM Üyesi İlhan Cihaner, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'a seslendiği açıklamasında, kamuoyunda Dezenformasyon Yasası olarak bilinen yasaya dair meclis görüşmelerini anımsatarak, "Mecliste konuşulanlar 'boş lakırdı' değil ise TBMM mutlaka adım atmalıdır" dedi.
Eski Cumhuriyet Başsavcısı Cihaner, gazeteci İsmail Arı'nın tutuklanmasının ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda MHP'li Feti Yıldız'a yönelik çağrıda bulunduğu bir yazı kaleme aldı.
Kamuoyunda Dezenformasyon Yasası olarak bilinen yasaya dair meclis görüşmelerini anımsatan Cihaner, "Sizi özel olarak belirtmemin gerekçesi ise ilk imzacısı olduğunuz 7418 sayılı kanunun, 29 md. İle ihdas edilen TCK 217/A maddesinin yasalaşma sürecinde yasanın hukuki ve siyasi savunusunu adeta tek başınıza 'sırtlamış' olmanız. Bu haliyle ilgili maddeyi adınızla ansak yeridir" dedi.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Cihaner, iki gün önce tutuklanan BirGün Muhabiri İsmail Arı, yaklaşık bir aydır tutuklu bulunan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ ve geçtiğimiz aylarda tutuklandıktan sonra serbest bırakılan gazeteciler Furkan Karabay ve Sinan Aygül'ün de hatırlatarak gazetecilerin söz konusu yasa kapsamında tutuklandığını belirtti.
TUTANAKLARI PAYLAŞTI
İlhan Cihaner'in MHP'li Feti Yıldız'a seslendiği paylaşımı şu şekilde:
"Öncelikle belirteyim ki, epey uzun olacak bu paylaşımım muhatabı uzun yazılara tahammül eden X ahalisi ve özellikle TBMM üyeleri, gazeteciler ve hukukçular. Sizi özel olarak belirtmemin gerekçesi ise ilk imzacısı olduğunuz 7418 sayılı kanunun, 29 md. İle ihdas edilen TCK 217/A maddesinin yasalaşma sürecinde yasanın hukuki ve siyasi savunusunu adeta tek başınıza “sırtlamış”olmanız. Bu haliyle ilgili maddeyi adınızla ansak yeridir.
Biliyorsunuzdur gazeteci İsmail Arı, TCK 217/A maddesinde tanımlanan suç nedeniyle tutuklandı. Daha önce de gazeteci Sinan Aygül, tutuklanmıştı. Yine gazeteci Alican Uludağ ve Furkan Karabay bu madde kapsamında gözaltına alınmıştı.
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) verilerine göre bu maddeden açılan davalarda “sanıkların büyük çoğunluğunu gazeteciler ve medya çalışanları oluşturdu; davaların %72’sinden fazlasında gazeteciler, muhabirler veya medya çalışanları sanık olarak yer aldı.”
Gene MLSA’ya göre “Yasa yürürlüğü girdiği tarihten sonraki 18 aylık sürede, haber, yorum veya yazıları nedeniyle 41 gazeteci hakkında 47 soruşturma açıldı. Bu suçlama nedeniyle 10 gazeteci gözaltına alındı,4 gazeteci tutuklandı. 15 gazeteci hakkında ise dava açıldı. 13 gazeteci hakkında takipsizlik kararı verilirken, 18 Gazeteci hakkında bu suçlama nedeniyle açılan soruşturmalar devam ediyor.” Aradan geçen sürede bu rakamların katlandığını tahmin edebiliriz.
FETİ YILDIZ: GAZETECİLER YARGILANMAYACAK
Öncelikle sizin de katıldığınız komisyon görüşmelerinden birkaç hatırlatma yapacağım:
-“ Özgür Özel:…Ben bir şey söyleyeyim. Bu kanun böyle olacak (gazeteciler etkilenecek İC.), şimdi buradan ağız dolusu bir cevap beklerim cevap sırasında. Bu kanundan gazeteciler yargılanacak mı yargılanmayacak mı?
FETİ YILDIZ (İstanbul) – Yargılanmayacak.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Yargılanmayacak.” diyor Sayın Feti Yıldız, tutanağa geçiyor.”
-“AYHAN EREL (Aksaray) – … Bunun hukuki değerlendirmesini yaptığımızda, Anayasa’nın 13, 22, 26, 28’inci maddelerine aykırı olduğunu; yine hukuk devleti ilkesi açısından Anayasa’nın 2’nci, 13’üncü, 19’uncu ve 38’inci maddelerine aykırı olduğunu görmekteyiz. Biz, tabii, Feti Abi’nin sözüne inanırız. Ben duymadım ama duyan arkadaşların ifadesi şu: “Bu yasadan, daha doğrusu 29’uncu maddeden gazeteci arkadaşlarımız kesinlikle etkilenmeyecek.”şeklinde bir beyanınız olmuş.
FETİ YILDIZ (İstanbul) – Her zaman söylüyoruz yani mümkün değil. Bunu ben söylemiyorum, Türk Ceza Kanunu’nun 218’inci maddesi söylüyor.”
-“AHMET ÖZDEMİR ( Kahramanmaraş) –… Şimdi milletvekili arkadaşlarımız “Bu çok kolay işlenebilen, sınırları belirsiz bir suç.” gibi değerlendirdi. Biz de bu sınırları çok aşırı çizilmiş ve çok zor işlenebilecek bir suç diye değerlendiriyoruz. Niye böyle değerlendiriyoruz? Çünkü 4 tane şartın bir arada gerçekleşmesi lazım bu suçun oluşması için. Bu 4 şarttan bir tanesi gerçekleşmemişse bu suç oluşmaz. Bir: Sırf halk arasında endişe, korku, panik yaratmak saikiyle hareket etmek; özel bir kast var. Kişi bu amaçla hareket edecek. İki: Gerçeğe aykırı bir bilgiyi… Bu gerçeğe aykırı bilgi neye ilişkin olacak? Ülkenin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini ve genel sağlığı bozacak bir bilgi olacak.
Yani sadece gerçeğe aykırı bilgi değil, gerçeğe aykırı bilginin de bir tanımlaması var. Üç: Kamu barışını bozmaya elverişli şekilde kullanılacak. Dört: Alenen yayarak… Bu “alenen yaymak” tabirini -Murat Emir Vekilimizdi- basın olarak değerlendirdiler, gazetecilik olarak değerlendirdiler. Şöyle düşünün: Bir insan miting meydanlarına çıkıp tek başına bunu yapabilir, insanları etrafına toplayıp yapabilir, -burada basından bahsetmiyoruz aslında biz- veya Facebook adresinden, kişisel bir adresten bunu yapabilir.
Yani bu düzenleme sanki basına, gazetecilere dair bir düzenlemeymiş gibi lanse edildi ama böyle bir şey yok. Bu suç farklı şekillerde işlenebilir. 2’ncisi -Feti Başkanım da Sayın Bakanım da izah etti- bu suçun işlenmesi için bu tanımlanan sonucun sahada olması lazım. Yani şöyle değil: Hâkimler bunu böyle yorumladı diyemeyiz. Bu suçun tanımlamasında sahada bunun yani o suç konusu failin gerçekleştirdiği eylemle insanların evine kapanması veya sokaklara dökülmesi veya başka bir şekilde bu suçun icrai hareketinin sahada görünüyor olması lazım dolayısıyla da bu suç bizim için aslında çok zor işlenebilecek bir suç.
Bakış açımızı değiştirelim diye söylüyorum. Basın bu suçun içinde değil ama -basınla ilgili Feti Başkanım 218’in (2)’nci fıkrasını söyledi- (1)’inci fıkrasında basınla ilgili bir ortak hüküm var. Bu suçun ayrıca basın yoluyla işlenmesi durumunda ağırlaştırıcı neden var, bunu kabul ediyorum ama bizim düzenlememizde yok. TCK’nin mevcut düzenlemesinde bu var zaten…. hâkimlerimizin doğru karar vereceğini, hukuki karar vereceğini değerlendirerek ve sınırlarını iyi belirleyerek yaptığımızı düşünüyorum.”
-“MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Bunu söylüyor. Yani bu tartışılan bir şey, ben bunu söylemiyorum, diyorum ki: Saik meselesi hukukta tartışılan bir konu, bunun bile cezanın artırılması nedeni olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen hukukçular var yani “Fiilin kendisine bakın.” diyorsunuz ama siz burada saiki genişletiyorsunuz yani hani “Şu, şu, şu, şu saikle…”
FETİ YILDIZ (İstanbul) – “Özel kast” diyoruz, özel kast”
-“MURAT EMİR (Ankara ) – Biliyorum, işte onu ifade ediyorum. Bakın, niye? Çünkü Türkiye’yi biliyor. Türkiye’de bu hükmün sizin savcılarınızın ve hâkimlerinizin elinde ne hâle geldiğini hepimiz biliyoruz. Ve “yargı reform paketi” deyince bunu söylüyoruz. Şimdi, bu konuya, 218’e niye geldim? İki sebebi var. Birincisi, böyle bir öngörülemez, kesinliği olmayan, muğlak kavramlarla, “sırf”lar “sadece”ler işte, “elverişli” vesaire gibi kavramlarla yazılan bir metin, sizin yargınızın eline verildiği zaman nereye gideceği belli olmaz. Ama şunu da bilin: Keser döner, sap döner; onu da bilin.
FETİ YILDIZ (İstanbul) – Ortak hükmü ne yapacak yargıç?
MURAT EMİR (Ankara) – Biliyorum, bir saniye, cevap vereyim.
FETİ YILDIZ (İstanbul) – Yargıç ne yapacak o 218’i?
MURAT EMİR (Ankara) – Efendim?
FETİ YILDIZ (İstanbul) – Yargıç 218’i görmeyecek mi?
MURAT EMİR (Ankara) – Görecek canım.
FETİ YILDIZ (İstanbul) – E, o zaman? O zaman suç oluşmaz…”
Şimdi;
-Siz (ve yasa koyucu!?) “Gazeteciler Yargılanmayacak” demişsiniz, nerede ise şahsi kefalet koymuşsunuz ama maddenin asıl hedefi gazeteciler olmuş!
-TCK 218’de “hukuka uygunluk hali var bu maddeyi hakim görecek demişsiniz” ne hakimler görmüş ne savcılar!
-Maddedeki dört koşuldan birisi bile eksik olursa suç olmaz demişsiniz, birisi bile olmadan bu madde uygulanmış!
-Yaşanacak sorunları öngörerek anlatan Yargıtay Üyesine “Boş hikâye anlattın “ demişsiniz ama pratiğe dair her söylediği doğru çıkmış!
-“Bu değişiklikle basın özgürlüğü sıralamasında üst sıralara tırmanacağız” demişsiniz daha da gerilemişiz!
-Anayasa Mahkemesi E.2022/129, K.2023/189 Sayılı Kararında açıkça “şartlardan biri gerçekleşmezse suç oluşmaz” demiş. Hakim/savcılar bu kararı da takmamış!
“… 38. Ceza hukukunda kişinin bir suç nedeniyle cezalandırılabilmesi için suçun maddi ve manevi unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dava konusu kuralda ilk olarak fail tarafından gerçeğe aykırı olduğu bilinen bir bilginin varlığı gerekmektedir. Yine kurala göre bu bilgi ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili olmalıdır. Kural suçun oluşabilmesi için ayrıca ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili olan ve fail tarafından gerçeğe aykırılığı bilinen bu bilginin kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayılması şartının gerçekleşmesini aramaktadır.
Gerçeğe aykırı bilginin kamu barışını bozmaya elverişli olma şartı suçun maddi unsurlarından biri olarak düzenlenmiştir. Bu bakımdan bir eylemin kural kapsamındaki suçu oluşturduğu yargı makamlarınca değerlendirilirken kamu barışını bozmaya elverişliliği delil ve/veya olgularla ortaya konulacaktır. Son olarak suç ancak gerçeğe aykırı olduğu fail tarafından bilinen bir bilginin sırf halk arasında endişe, korku, panik yaratma saikiyle yayılması hâlinde oluşacaktır. Bu itibarla anılan şartlardan herhangi birinin gerçekleşmemesi durumunda kuralda düzenlenen suçun oluşmayacağı açıktır.”
"İSMAİL ARI'NIN HABERİNDE GERÇEKLEŞTİ Mİ?"
Elinizi “hukukçu vicdanınıza” koyun; İsmail Arı’nın haberinde, suç oluşması için zorunlu olacağını vurguladığınız dört koşul gerçekleşmiş midir?
-Tutuklama koşulları var mıdır?
-TCK 218. Madde gözetilmiş midir?
Sizin de yanıtlarınızın HAYIR olacağı kanaatindeyim… Bir hukukçu olarak “ne olacak canım istinafta, olmazsa Yargıtay’da hallolur” diyeceğinizi de sanmıyorum. Bu denli açık hukuksuzlukla bir insanın özgürlüğünden alıkonulması tutuklama değil “hürriyeti tahdit”dir.
Sonuç olarak, tutanaklara yansıyan TBMM iradesine de, hukuka da tamamen ters bir yargı pratiği ile karşı karşıyayız.
İlk imzacılarından olduğunuz, hukuki/siyasi/entelektüel savunusu yaptığınız (ancak en azından pratik garabet doğurmuş) bu maddenin kaldırılması ya da sorunları giderecek bir değişikliğe ilişkin yasa değişikliğinin ilk adımının da sizden gelmesi gerektiği kanaatindeyim. Böyle bir teklif hukukçu tutarlılığının ve meclis iradesine sahip çıkmanın da gereğidir. Mecliste konuşulanlar “boş lakırdı” değil ise TBMM mutlaka adım atmalıdır.
Tabii ki bu çağrım aynı zamanda tüm TBMM üyelerinedir."
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Dervişoğlu ile Bahçeli arasında 'kırmızı hat' polemiği
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "PKK'nın kurucu önderliği ile aramızda kırmızı bir hattın olduğunu iddia eden müfteriler" şeklindeki sözle...
Emine Ülker Tarhan, CHP'ye döndü: Rozetini Özgür Özel taktı
Emine Ülker Tarhan, CHP'nin bugünkü grup toplantısında partiye katıldı. CHP lideri Özel, Tarhan'ı kürsüye davet etti ve rozetini taktı. Emine Ülker Tarhan, yıllar sonra Cumhuriyet Halk Pa...
Özgür Özel'den, tutuklu gazeteci İsmail Arı'nın eşine telefon
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklu gazeteci İsmail Arı'nın eşi Dila Arı'yı aradı ve dayanışma mesajlarını iletti. CHP lideri, "Her zaman yanındayız, destek olacağız. İsmail'i de yalnız...
Akın Gürlek'in 'tapu' kayıtlarını sorgulayan memur gözaltına alındı
Adalet Bakanı Gürlek’in tapu kayıtlarını sorguladığı iddia edilen 3 kamu görevlisi açığa alındı. Haklarında soruşturma başlatılırken, Kaş Tapu Müdürlüğü’nde çalışan bir memur gözaltına al...
Tutuklama kararını duyunca ağlama krizine girdi!
Ümraniye'de genç futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin Alaattin Kadayıfçıoğlu, şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile türkücü İzzet Yıldızhan'ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli tutu...
Davutoğlu'ndan 'ateşkes' çağrısı: 'En uygun ana yaklaşılıyor'
Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, "kalıcı bir ateşkes" için 2 aşamalı süreç önerdi. Davutoğlu, tarafların zaaflarının ortaya çıktığı mevcut dönemin "ateşkese en yakın an" olduğunu s...
AYM'den üç siyasi partiye suç duyurusu
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), 10 siyasi partinin mali denetimlerine ilişkin kararları Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre Milli Mücadele Partisi, Güç Birliği Partisi ve Uyanış Partisi ha...
Kabine Bugün Toplanıyor: Gündem Orta Doğu Gerilimi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de gerçekleştirilecek Kabine toplantısında, Orta Doğu’daki savaşın seyri, Türkiye’ye etkileri ve alınacak yeni önlemler masaya yat...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Seda Sayan'dan 'Erol Köse' açıklaması
Yapımcı Erol Köse’nin hayatını kaybetmesinin ardından konuşan şarkıcı Seda Sayan, geçmişte yaşadıkları gerilime atıfta bulunarak “Özür dilemişti, affetmiştim ama çok beddua ettim zamanınd...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Ani ağrıya dikkat: Böbrek taşı her 10 kişiden 1'inde görülüyor!
Böbrek taşlarının en sık 20-50 yaş arası erişkinlerde görüldüğünü işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, “Eskiden her 3 erkek hastaya karşılık yaklaşık 1 kadın böbrek taşı şikayeti yaşarken, günümüzde bu fark kapandı ve oran 2’ye 1 seviyesine kadar geriledi. Dolayısıyla, kadınlarda böbrek taşı görülme oranı geçmişe göre arttı” dedi.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.