‘Uğultulu Tepeler’ ve ‘Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim’ vizyonda
Emerald Fennell, Uğultulu Tepeler uyarlamasında tutku, sınıf çatışması ve şiddeti estetik bir deliriumla yeniden yorumluyor. Mary Bronstein ise “Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim” filminde annelik mitini karanlık bir kara komediyle sarsıyor.
“Gotik türe her zaman takıntılı oldum. Komedi ve korkunun, tiksinti ve arzunun, cinselliğin ve ölümün sonsuza dek iç içe geçtiği, her etkileşimin şiddet, seks, tehditle dolu olduğu bir türdür. Bronte Kardeşler, Daphné du Maurier okuyarak büyüdüm. Kahramanların itici doğası beni büyüledi, ayrıcalık, şehvet, şiddet temaları beni çekti. Uğultulu Tepeler’i okuduğumda 14 yaşındaydım, fiziksel bir tepki verdim. Bu ateşli, korkutucu, derinden etkileyici roman, benim için erotik öykü, yasak aşk, intikam, ölümden söz ediyordu. Romanın hayranı olarak sinemaya uyarlamak, sınırları zorlamak istedim” diyor mücevher tasarımcısı Theo Fennell’le yazar Louise Fennell’in kızları Emerald Fennell.
İngiliz dili ve edebiyatı okuyan yazar, oyuncu, senarist, yapımcı, yönetmen Emerald, ilk filmi Promising Young Woman’da (Yetenekli Genç Kadın, en iyi senaryo Oscar’ı) toksik erkekliği, ayrımcılığı eleştirdi, intikam almak uğruna ölümünü planlayan güçlü bir kadını anlattı. Saltburn’de varsıl sınıfı kınadı, kutsal değerlere saygısızlık, cinsellik, ahlaksızlık temalarıyla izleyiciyi rahatsız etti. Uğultulu Tepeler, Emily Bronte’nin takma adla yazdığı ilk romandır, 1847’de yayımlandığında cesur, kışkırtıcı yönüyle, karakterlerin acımasızlığı, dengesizlikleri, duygusalfiziksel şiddet, etik ikilemlerden ötürü çok sayıda okuru şoke etmişti. Roman genelde trajik aşk öyküsüyle bilinir ama çok daha fazla katman içerir: Sınıf çatışmaları, istismarcı ilişkiler, fiziksel-psikolojik şiddet, cinsellik, eşcinsellik, tahakküm, hükmetme, tutku, aşağılama, kıskançlık, bencillik, toksik saplantı, intikam, ahlaki değerler, acımasızlık, zulüm, yozlaşma.
‘BANA MUSALLAT OL’
Yönetmen, açılış sekansını idam, asılma günüyle başlatır. Halk kentin merkezindeki açık alanda idam edilen insanları hazla izler, heyecanlanır. Bu sahne estetik bir manifestoyu, aynı zamanda bir deliriumu çağrıştırır, filmin atmosferini, gidişatını belirler. Parasız Lord Earnsaw yoksul malikânesine sokakta bulduğu yetim Heatcliff’i getirir, kızı Catherine’e “Sana evcil bir hayvan getirdim, onunla istediğin gibi oyna” der. Ayyaş Lord servetini kumarda kaybetmiştir, evlilik dışı ilişkiden doğan üvey ablası Nelly, yetim üvey kardeşi Heathcliff, burjuva, bencil, kontrolcü Catherine birlikte büyürler. Cathy’yi babasının şiddetinden Heathcliff korur, genç kız üvey kardeşini aşağılar, ezer. Yetişkinlikte her şey değişir, karmaşık duygular devreye girer. Heathcliff’in Catherine’e ‘Köpek gibi seni dünyanın sonuna dek takip edebilirim. Her zaman benimle ol, her şekle gir, bana musallat ol, beni çıldırt” sözleri ilişkinin saplantılı boyutunu yansıtır. Catherine varsıl komşusu Edgar Linton’la evlendikten sonra, Heathcliff ortadan yok olur, yıllar sonra intikam için döner. Linus Sandgren’in büyüleyici sinematografisi, Jacqueline Durran’ın özenli kostüm tasarımı, Suzie Davis’in yaratıcı yapım tasarımları, Charlie XCX’in elektronik müziği etkileyicidir. Emerald Fennell’in yorumuyla, Margot Robbie, Jacob Elordi, Hong Chau, Alison Oliver, Martin Clunes, Shazad Latif’in oynadığı son versiyon Uğultulu Tepeler gösterime girdi. Margot Robbie kadın oyuncu dalında Oscar adayı oldu.
ANNELİK TABUSU

Yönetmen-senarist, oyuncu, yönetmen Mary Bronstein’ın “Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim” adlı dramatik kara komedisi Amerikan bağımsız sinemasından ilginç bir örnek. Linda terapistlik işiyle birlikte hasta kızına tek başına bakmak zorundadır. Kızının hastalığını tam olarak bilmeyiz, yüzünü de görmeyiz. Sızıntıdan ötürü evlerinin tavanında büyük bir delik açılınca döküntü bir motelde kalmaya başlayınca kızının ses çıkaran beslenme cihazı Linda’yı uykusuz bırakır, terapistiyle arası açılır, içmeye, uyuşturucu kullanmaya başlar. Yönetmen küçük kızın yüzünü empati kurmamamız için özellikle göstermez, kocasının da sadece sesini duyarız, bu da çiftin iletişimsizliğini irdeler. Işık halkaları, sesler Linda’nın kaçtığı annelik travmasını simgeler. Annelikten bunalmak , çocuktan kurtulmak tabusuna meydan okuyan filmde Rose Byrne, Conan O’Brian, Mary Bronstein, Danielle Macdonald oynuyor. Berlin Film Festivali’nde kadın oyuncu ödülünü alan Byrne Oscar’da kadın oyuncu adayı oldu.
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Selahattin Paşalı başrolde... Masumiyet Müzesi’ne Orhan Pamuk’lu gala
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un dünya edebiyatına kazandırdığı "Masumiyet Müzesi", beyaz perdenin ardından bu kez dijital ekranlarda hayat buluyor. Romanın ruhuna uygun olarak Hilton İs...
Klasik Müziğin Parlayan Yıldızları İş Sanat’ta
İş Sanat’ın genç müzisyenlere sahne deneyimi kazandırmak amacıyla sürdürdüğü Parlayan Yıldızlar konserlerinde yedinci konuk Tolga Bilget olacak. İş Sanat’ın genç müzisyenlere sahne deneyi...
Art Show: Galeriler Buluşması 2026 açıldı
İstanbul’da şehirle ilişki kuran dinamik bir platform olarak kurgulanan “Art Show: Galeriler Buluşması 2026”, Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda kapılarını açtı. Sanat dünyasın...
Güney Kore dizileri Kuzey’de “suç” sayılıyor...
Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü Kuzey Koreli mülteciler, Güney Kore dizileri izleyen ya da K-pop dinleyen kişilerin idam dahil ağır cezalara çarptırıldığını öne sürdü. Kuzey Kore’de,...
“Kalbimde Kimler Var?” atölyesi 14 Şubat’ta çocuklarla buluşuyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocukların duygusal ve sosyal gelişimlerini desteklemek amacıyla “Kalbimde Kimler Var” adlı atölyeyi, 14 Şubat Cuma saat 11.00’de Kent Kütüphanesi’nde düzenle...
La Manchalı Don Kişot sergisi açıldı
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde Romanyalı sanatçı Florian Doru Crihana'nın “La Manchalı Don Kişot” adlı sergisi açıldı. Sergi, 4 Mart’a kadar ücr...
Dawson's Creek dizisinin yıldızı James Van Der Beek hayatını kaybetti!
Bir döneme damgasını vuran "Dawson's Creek" adlı gençlik dizisinin yıldızı James Van Der Beek, kanserle mücadelesini kaybetti. Ünlü oyuncu, 48 yaşında yaşama veda etti. 1998-2003 yılları ...
Müziğin kültürel temsilden kültür savaşına uzanan hikâyesi
1990’lar ve 2000’lerde ekonomik çöküş, göç ve kasırgalarla büyüyen Porto Riko’nun “kriz kuşağı”, sesini dünyaya Bad Bunny ile duyuruyor. Sanatçının müziği, yalnızca popüler değil; aynı za...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Riyad’da sahneye çıkan Ebru Gündeş’in aldığı para parmak ısırttı!
Sanatçı Ebru Gündeş, Orta Doğu’nun yıldızı Assala ile Riyad’da aynı sahneyi paylaştı. 15 bin kişinin katıldığı dev konserde sergilediği performansla alkış alan Gündeş’in, 1 saatlik sahne ...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Dijital çağın 'hızlı' aşkları depresyonu tetikliyor
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi'nden Doç. Dr. Ali Erdoğan, dijitalleşme ile birlikte 'aşk' ve 'sevgi' kavramlarının hızla tüketilen bir araç haline geldiğini belirterek, "Aşklar, sosyal medya videoları kadar kısa olmaya başladı. Aşk artık bir bağ değil, bir tüketim malzemesi haline geldi.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.