‘Katkısız beslen’ sağlıklı yaşa
Tüketicinin farkındalığı ve sağlıklı yaşam isteği, imkanları ölçüsünde onun beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor. Diyetisyen Yasemin Güzel, "etiket okur yazarlığı"nın farkındalığının da bu değişimde yol gösterici olacağını belirtti.
Dünya her geçen gün insan sağlığı açısından başka riskler yaratıyor. İklim krizi, gıda krizi ve salgın gibi faktörler, sağlıklı beslenmeye ilişkin farkındalığı zorunlu kılıyor. Böylece “Katkısız gıda”, beslenme tercihlerinde her geçen gün daha önemli bir yer tutuyor.
Innova’nın Küresel Gıda Trendlerine göre bir numarada “Malzemeler ve ötesi” var. Bu durum, tüketicinin imkanları dahilinde yüksek kaliteli ve sağlıklı içeriğe yöneldiğini ortaya koyuyor. Bu bağlamda yapılan araştırmalar, tüketicilerin yüzde 60’tan fazlasının mağaza ve süpermarket markalarının ürün kalitesine dikkat ettiğine işaret ediyor. Hassas sağlık trendinin gösterdiği veri, tüketiciler sağlıkları konusunda giderek daha proaktif bir tavırda. Beslenme, sağlık sorunlarının yönetilmesinde bir araç haline geliyor.
“GIDA OKUR YAZARLIĞI”
Tüketicinin katkısız gıdaya yönelmek istediği yerde “organik gıda” olarak pazarlanan her şeyin organik, katkısız gıda olmayacağını belirten Diyetisyen ve Şef Yasemin Güzel, gerçek anlamda sağlıklı, organik ve katkısız gıdaya ulaşmada etiket okur yazarlığının önemine dikkat çekti. Bilgi çağında bilgi kirliliği içinde yaşadığımızı belirten Güzel, “Sosyal medyada, reklamlarda, hatta gıda ambalajlarının üzerinde bile birbirinden farklı iddialar arasında yön bulmak çoğu zaman güçleşiyor. İşte tam da bu nedenle gıda okuryazarlığı, yalnızca beslenme uzmanlarının değil, hepimizin sahip olması gereken temel bir yaşam becerisi haline geldi” dedi.
“KİMYASAL KALINTI AZALTILMALI”
“Gıda okuryazarlığı, yalnızca ‘sağlıklı beslenmeyi bilmek’ değildir; ne yediğini, neden yediğini ve o gıdanın sofrana gelene kadar hangi yolculuktan geçtiğini anlamaktır” diyen Güzel, “Bu farkındalık, yalnızca vücudumuza değil, doğaya ve emeğe duyulan saygının da bir göstergesidir. Gerçek sağlık ve sürdürülebilir yaşam, işte tam burada başlar” tespitinde bulundu.
Sağlıklı beslenmede etkili adımların başında kimyasal kalıntı yükünün azaltılması geldiğini vurgulayan Güzel, “İşte bu noktada devreye ‘temiz reçeteli, temiz içerikli beslenme modeli’ ve etiket okuryazarlığı giriyor. Bugün market raflarında en çok gördüğümüz iki kelime: Doğal ve organik. Çoğu zaman birbirinin yerine kullanılıyor ama aslında çok farklı şeylerden bahsediyoruz. Doğal gıda, içeriğinde yapay katkı, koruyucu veya aroma verici bulunmayan üründür. Ancak ‘doğal’ etiketi, o ürünün yetiştirilme sürecinde kimyasal gübre ya da ilaç kullanılmadığı anlamına gelmez” uyarısında bulundu.

“ORGANİK, DOĞALLIĞIN ÖTESİNDE”
“Doğal, o gıdanın son haline işaret eder” diyen Güzel, “Organik ürün ise doğallığın ötesindedir. Toprağından suyuna, tohumundan işlenmesine kadar hiçbir kimyasal girdinin kullanılmadığı, yetkili kuruluşlarca denetlenip sertifikalandırılmış üründür. Kısacası her organik ürün doğaldır ama her doğal ürün organik değildir” dedi. “Evde yaptığımız reçel, yoğurt ya da kurabiye katkısız olabilir; ama kullandığımız un, süt ya da yumurta organik değilse, o gıda ‘organik’ sayılmaz” diyen Güzel, “Ürünün organik olabilmesi için, üretim sürecinin başından sonuna kadar tohumdan ambalaja kimyasal girdi kullanılmaması gerekir” ifadelerini kullandı.
ETİKETİN DİLİ
Bir ürünü elinize aldığınızda, arkasındaki küçük yazılar aslında kocaman bir hikâye anlatır diyen Güzel, sözlerine şöyle devam etti:
“Ama o hikâyeyi okuyabilmek için etiket okuryazarı olmak gerekir. Etiketlerde ‘organik’ ibaresi varsa, mutlaka ‘TR Organik Tarım’ logosu ya da sertifika kuruluşunun adı ve numarası da yer almalıdır. ‘Doğal’, ‘katkısız’, ‘ev yapımı’ gibi ifadeler ise üreticinin beyanıdır; yasal sertifika değildir. Bir ürünün raf ömrü aylarca uzunsa, içinde E kodları, aroma vericiler veya glikoz şurubu varsa, o ürünün doğal olma ihtimali oldukça düşüktür.

“OKU, ANLA, SORGULA”
Tüketici olarak yapmamız gereken şey basit ama etkili: Etiketi okumak, anlamak ve sorgulamak. Yapılan araştırmalar organik ürünlerin sadece pestisit kalıntısı açısından değil, besin içeriği açısından da avantajlı olduğunu gösteriyor. British Journal of Nutrition’da yayımlanan bir meta-analize göre organik ürünler, ortalama yüzde 20–40 oranında daha yüksek antioksidan içeriyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) verileri de organik gıdalarda pestisit kalıntı oranının konvansiyonel ürünlere göre çok daha düşük olduğunu doğruluyor. Bilinçli tüketici, sağlıklı toplumun temelidir. Gıda okuryazarlığı; sağlığın, emeğe saygının ve sürdürülebilir yaşamın temelidir.
Gıda okuryazarlığı okulda bir ders olarak değil, sofrada başlayan bir farkındalık olarak kazandırılmalı. Çocuklarımıza alışverişte ürün etiketlerini birlikte incelemeyi, ‘Bu nedir?’, ‘Neden bu kadar uzun ömürlü?’ gibi sorular sormayı öğretelim. Evde, okulda, markette... Her yerde.”
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’
Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürec...
Bipolar bozuklukla baş etmenin yolları
30 Mart Dünya Bipolar Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Öykü Recepoğlu, bipolar bozukluğun mutlaka psikiyatrik bir değerlendirme gerektirdiğini vurguladı. Recepo...
Çocuğunuzun sosyal medyada geçirdiği süreyi kısaltmanın beş yolu
ABD'de teknoloji devleri Meta ve Google'a karşı verilen emsal mahkeme kararı, sosyal medya platformlarının kasıtlı olarak bağımlılık yapıcı tasarlandığını tescilledi. Çocuklarını dijital ...
Anemi ve tiroid hastalıklarına işaret edebilir
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Taşkıran, halsizlik şikayetinin basit bir yorgunluk olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun farklı hastalıkların habercisi o...
Ani ağrıya dikkat: Böbrek taşı her 10 kişiden 1'inde görülüyor!
Böbrek taşlarının en sık 20-50 yaş arası erişkinlerde görüldüğünü işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, “Eskiden her 3 erkek hastaya karşılık yaklaşık 1 kadın böbrek taşı ş...
Portakal suyu kalp ve beyin sağlığını destekliyor
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erhan Gönen, “Yapılan araştırmalar portakal suyunun doğru miktarda tüketildiğinde kalp ve beyin sağlığı üzerinde olumlu etkiler gösterebildiğini ortaya k...
Gerçek farkındalık empati ile başlar!
Down sendromu bir eksiklik değil, genetik bir farklılık. Bu farklılığın bir başarı hikâyesine dönüşmesi okul, aile ve toplumun oluşturduğu uyumlu ilişkiye bağlı. Dünya, 21 Mart’ta Down se...
İnsülin direncini kıran 'sihirli mekanizma'
Bir ay süren orucun ardından Ramazan Bayramı, aniden tüketilen ağır şerbetli tatlılar, pastalar ve şekerlemelerle vücudumuz için adeta biyolojik bir sınava dönüşüyor. Birçok kişi bayram z...
Beyin hakkında bildiklerinizi unutun...
Bilim dünyasında uzun yıllar hakim olan "beyin gelişimi çocuklukta tamamlanır" tezi çürüdü. Nörobilim Uzmanı Öğr. Gör. Derya Murat Özgün, beynin yaşam boyu kendini yenileyebilen "nöroplas...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Rabia Soytürk ve Samet Vuruşan’dan yeni hamle
Ayrılıklarıyla magazin gündemine damga vuran Rabia Soytürk ile Samet Vuruşan cephesinde sürpriz bir gelişme yaşandı. Uzun süredir ayrı olan ikilinin, aynı yerden yaptıkları paylaşımlar ba...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’
Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.