
Gerçek Frankenstein’lar aramızdayken!..
Çok beklenen bazı filmlerin düş kırıklığı yarattığını sık sık gördük...
Çok beklenen bazı filmlerin düş kırıklığı yarattığını sık sık gördük. Bu tanıdık duyguyu bir kez daha yaşıyoruz.
Guillermo del Toro (1964) gibi, iki kültür arasında başarılı köprüler kurmuş yetenekli bir usta yönetmen, neden Netflix’in ısmarladığı, bilmem kaçıncı Frankenstein öyküsünü, kendine özgü lezzetli bir sosla sunuyor olsa da, yeniden ısıtmaya soyunur?
Önüne konulan ciddi maddi olanakları dilediği gibi özgürce kullanmayacağını tahmin edememiş olabilir mi?
Del Toro gibi farklı kültürel köklerden beslenerek Hollywood sinemasına uyum sağlamayı başaran Yorgos Lanthimos, iki gün önce Lido’da yapılan basın toplantısında şu gerçeği çok iyi özetliyordu: “Bugün, Amerikan sinema endüstrisinin büyük yapım koşulları içinde bağımsız filmler çekebilmek, giderek imkânsızlaşıyor”...
Halbuki, mizansen cambazı Meksikalı yönetmen, fantastik boyutu zengin düş gücüyle, Mary Shelley’in (1797- 1851) romanına sadık bir senaryo eşliğinde sahneye konulan bu yeni “Frankenstein” filmi için, kâğıt üzerinde, “özellikle biçilmiş kaftan” gibi gözükmekteydi... Ancak büyük yapımların kârlılık kuralları yanında, Netflix izleyicisi için fazla incelikli olmaması beklenen anlatım biçimi nedenleriyle olsa gerek, Guillermo del Toro, 2017 yılında “The Shape of Water” ile burada ve Oscar yarışında kazandığı başarıları bu kez herhalde yineleyemeyecek.
Temelde kendisi bir canavar olan doktor Victor Frankenstein’ın, laboratuvarda can verdiği dev yaratık Victor’un fantastik gücü ve iyilik dolu yüreği, filmdeki adil mutlu sonu bugün yeniden yaşatmak için kuşkusuz çok yetersiz kalacak.
Çünkü bugün, o kıtadan bu kıtaya, halkların çoğunluğunun oylarıyla, ya da çoğunlukların tepkisizliğiyle önleri açılan gerçek canavar iktidar düşkünleri karşısında durabilecek “iyi niyetli düşsel canavarlar” pek yok artık...
TOPLUMSAL VE EKONOMİK ŞİDDET...
Altın Aslan yarışının başka bir adayı, Güney Kore sinemasının beklenen adı Park Chan-wook’ta (1963) beklendiği kadar inandırıcı değildi. “Başka Seçenek Yok” adlı filmi, temelde Kore toplumuna iyi uyarlanmış bir remake'ti üstelik... Fransız yönetmen Costa-Gavras’ın (1933) yirmi yıl önce, Amerikalı yazar Donald E. Westlake'in (1933- 2008) romanından esinlenerek çektiği “Le couperet” adlı filmin güncelliğini yitirmeyen konusu, Güney Kore toplumunun kültürel ve toplumsal farklılıklarına çok iyi uyarlanmış: Kâğıt sanayinde çeyrek yüzyıldır yönetici olarak çalışan mühendis, kârlılığı arttırmak amaçlı personel azaltma politikası gereği işten çıkarılınca, düzenli pembe yaşamı altüst oluverir; aile ilişkileri gerilir. Bunalıma girmesi kaçınılmazdır...
Toplumsal ve ekonomik şiddet, onu yeni bir iş bulabilmek için rakiplerini ortadan kaldırmaya karar vermeye dek sürükleyecektir...
Güçlü canavarların çaresiz zavallı canavarlar ürettiği bu küresel düzen(sizlik) içinde, hep birlikte bataklığa saplanıp durmuyor muyuz zaten?
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Balkan coşkusu sürüyor
Türkiye fuarcılığının 94 yıllık dev çınarı İzmir Enternasyonal Fuarı ile eş zamanlı başlayan 19. Uluslararası Balkanlılar Halk Dansları Festivali Buca Hasanağa Bahçesi ve Gaziemir Festiva...
Şiir, Öykü ve Deneme Yarışması’nın sonuçları açıklandı
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenecek 9. Uluslararası İzmir Edebiyat Festivali kapsamında gerçekleştirilen “Yolculuk” temalı Şiir, Öykü ve Deneme Yarışması’nın sonuçları açı...
Sinema salonlarında bu hafta...
Bu hafta sinema salonlarında farklı türlerde 9 yeni film vizyona girecek. Dikkat çeken yapımlar arasında, Büyük Taarruz’u anlatan “Büyük Zafer” ile başrollerini Olivia Colman ve Benedict ...
Göbeklitepe'ye rakip çıktı: Çok daha eski
Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde bulunan Mendik Tepe’de yürütülen arkeolojik kazılarda, insanlığın yerleşik hayata geçiş sürecine dair önemli bulgular ortaya çıkarılıyor. UNESCO Dünya Mir...
82. Venedik Festivali’nden notlar...
Yorgos Lanthimos, Emma Stone ve Jesse Plemons’un güçlü performanslarıyla, insanın zaaflarını ve günümüzün tehlikelerini kara mizahla işlediği “Bugonia” ile sinemaseverlerin karşısına çıkı...
Bodrum’da “Yüzler ve Yüzsüzler” sergisi açıldı
Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşayan Ressam Ahmet Hıdır Osmanlı Tersanesi Sanat Galerisi’nde “Yüzler ve Yüzsüzler” isimleri sergisini açtı. Muğla’nın Bodrum ilçesinde ressam Ahmet Hıdır’ın ...
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden korist, tenor ve bas korist alımı
İzmir Büyükşehir Belediyesi, yeni kurulacak İzmir Büyükşehir Belediyesi Çoksesli Gençlik Korosu’na korist ve yeni dönem için İzmir Büyükşehir Belediyesi Çoksesli Korosu’na tenor ve bas ko...
82. Venedik Festivali ‘tartışmalı’ başladı: Gazze tüm dehşetiyle Venedik’te...
La Mostra’da siyaset ve sinema bir kez daha kesişti. “Venice4Palestine” inisiyatifi, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı festivalden açık tavır talep ederken, Biennale yetkilileri ya...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
'ABİ' dizisindeki partneri belli oldu!
Yeni sezonun iddialı projesi ABİ'de 7 yıl sonra setlere geri dönecek olan Kenan İmirzalıoğlu'nun yanındaki isim belli oldu. Televizyon ekranlarının sevilen yüzü Kenan İmirzalıoğlu, uzun b...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Ailelerin bu hatası küçücük çocukları sinir hastası yapıyor
Okulların açılmasına saatler kala uzmanlardan ailelere kritik uyarı geldi. Yaz tatili boyunca tablet ve telefonlarla daha fazla vakit geçiren çocuklarda ekran bağımlılığı tehlikesi büyüyor, öfke nöbetlerine davetiye çıkarıyor. Yarın milyonlarca öğrenci yeni eğitim-öğretim yılına adım atacak.
Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.